‘İsmailağa devlete akredite bir cemaattir’... ‘Gerektiğinde cemaatlere operasyon yapmalı’

İsmailağa Cemaatinin 70 yıl şeyhliğini yapan Mahmut Ustaosmanoğlu, 1954 yılında Bandırma’daki askerlik görevini tamamladıktan sonra Ali Haydar Efendi’nin davetiyle İstanbul’a geldi.

Haberin Devamı

İstanbul’da göreve başladığı İsmailağa Camii’nde 1960’tan itibaren cemaatini oluşturan Mahmut Ustaosmanoğlu’nun 2022 yılında vefatının ardından tarikatta şeyhlik tartışması başladı. Mahmut Ustaosmanoğlu’nun kendisinden sonra işaret ettiği Hasan Kılıç tarikatın başına geçti. O tarihte 95 yaşında olan Hasan Kılıç’ın sağlık durumu bir süre sonra Cübbeli Ahmet’in başını çektiği bir grup tarafından şeyhlik tartışmasının büyümesine neden oldu. Bu tartışma 2024 yılı mart ayında Cübbeli Ahmet’in tarikattan ihracı ile sonuçlandı. 22 Nisan 2024’te Hasan Kılıç’ın da 97 yaşında vefat etmesi üzerine Cübbeli Ahmet, Denizli’de yaşayan İbrahim Uslu’ya tabi olduklarını açıkladı. İsmailağa Cemaati İstişare Kurulu ise tarikatın başına Fikri Doğan’ın tayin edildiğini açıkladı. Böylece İsmailağa Cemaati, Fatih Çarşamba merkezli bir yönetim ile İbrahim Uslu etrafında toplanan bir Şura şeklinde ikiye bölünmüş oldu. Bölünmenin kalıcı olup olmayacağını zaman gösterecek.

Haberin Devamı

İşte bu ortamda İsmailağa Cemaati önceki gün benim de aralarında bulunduğum bir grup gazeteciyi davet ederek açıklamalarda bulundular.

Tarikat tarihinde bir ilk olan basın toplantısında uzun yıllardır İsmailağa Camii’nde Diyanet görevlisi olarak imamlık yapan ve cemaatin ileri gelenlerinden SalihTopçu, vefat eden cemaat şeyhi Hasan Kılıç’ın oğlu Abdullah Kılıç ile cemaatin kurucusu Mahmut Ustaosmanoğlu’nun torunu Muhammed Fatih Ustaosmanoğlu hem soruları cevapladı hem de ilginç bilgiler verdiler. Cübbeli Ahmet’in iddiasına göre cemaatin başına 23 Nisan 2024 günü Fikri Doğan’ın getirilmesine rağmen tarikat fiilen bu isimler tarafından yönetiliyor. Tartışmanın temelinde ise tarikat silsilesinde 36’ncı isim olarak Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yer alması, 37’nci ismin ise beklenen “Mehdi” olması yatıyor. Buna karşın tarikat “Altın silsilede” vefat eden Hasan Kılıç’ı 37’nci, Fikri Doğan’ı ise 38’inci şeyh olarak ilan etti.

22 Nisan 2024’te 97 yaşında vefat eden Hasan Kılıç’ın kendisinden sonra cemaate liderlik yapacak bir ismi işaret etmemesine rağmen Fikri Doğan’ın 38’inci şeyh olarak ilan edilmesi aslında cemaatin kendi iç meselesi. Tıpkı giyim kuşamları gibi. Nitekim, çok bilinen başında sarık, sırtında cübbe ve altında şalvardan oluşan kıyafeti konusu bile toplantıda konuşuldu. İsmailağa Camii imamı Salih Topçu şunu söyledi; “Bu kıyafet devlete kafa tutmak için değil, biz böyle inanıyor böyle yaşıyor, böyle giyiniyor ve kendimizi başkaları gibi gizlemiyoruz yani kendimizi ifşa ediyoruz, devlete sızmak isteyen devlette yer almak isteyen bizim gibi giyinir mi?”

Haberin Devamı

‘İsmailağa devlete akredite bir cemaattir’... ‘Gerektiğinde cemaatlere operasyon yapmalı’
SalihTopçu, Abdullah Kılıç ve Fatih Ustaosmanoğlu (soldan)

İSMAİLAĞA’DA FETÖ ETKİSİ

Toplantıda konuların arasında İsmailağa Cemaatinde FETÖ etkisi konuşuldu. Çünkü, Cübbeli Ahmet, tarikatta Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının bulunduğunu hatta kendisinin ihracında bunların etkisi olduğunu iddia etmişti. Öte yandan, FETÖ’nün kıta imamlarından Hamdullah Öztürk ve Cevheri Güven gibi firari FETÖ’cüler, İsmailağa Cemaatini etkilemeye yönelik ve Cübbeli Ahmet’i hedef alan yayınlar yaptılar. Bu arada İsmailağa Cemaatinin tüm mali işlerini yürüten Seyfettin İnanç’ın kardeşi Mehmet Bahadır İnanç hakkında FETÖ soruşturması ve arama kararı olması buna örnek gösterilirken, Cübbeli Ahmet’in İsmailağa Cemaatini FETÖ’nün eline geçtiğine yönelik eleştirileri basında sıkça yazıldı. Toplantıda, tarikatı bölmekle suçlanan Cübbeli Ahmet’in geçmişte FETÖ elebaşı hakkında “Hocaefendi diyeceksiniz, saygılı olacaksınız” gibi sözlerinden örnek verildi. Hatta Cübbeli Ahmet’in 15 Temmuz gecesi yanındaki kişinin telefonundan birini arayarak Recep Tayyip Erdoğan için “Gözünüz aydın bu da ancak böyle gönderildi” dediğini, bunu yetkili mercilere ilettiklerini ileri sürüyorlar. Şu anlaşılıyor FETÖ’cü Hamdullah Öztürk’ün aktardığı konular, her iki tarafın birbiri hakkında söyledikleri 70 yıllık İsmailağa Cemaatine FETÖ’nün sızması, ilişki kurması bugün de diğer cemaatler gibi onları ele geçirmeye çalışması üzerinde durulması gereken konuların başında geliyor. Nitekim tarikat gibi kapalı yapıların FETÖ dahil başka istihbarat birimleri tarafından etki altına alınması kolay ve mümkün. Elbette devlet bunu izler ama asıl temizliği yapıların kendisi yapmalıdır.

Haberin Devamı

TİCARETTE VE DEVLETTE YOKUZ

"İsmailağa Cemaatinin ticari olarak faaliyet alanları ne ve diğer tarikatlar gibi devlet içinde elemanları var mı?” sorusu da gündeme geldi. Yapılan açıklamada cemaatin ticari hiçbir kuruluşu olmadığını net olarak söylüyorlar. Cemaatin yapılan bağış ve destekçilerinin yardımlarıyla ve kitap gibi yayıncılıkla faaliyetlerini sürdürdüğünü ısrarla anlatıyorlar.

Devletin içinde örgütleniyor musunuz?” soruma ise kesinlikle ne yaşam tarzı ne amaçları itibarıyla devlet içinde bir örgütlenmeye gitmediklerini söylüyorlar. Hatta Mahmut Ustaosmanoğlu’nun torunu Muhammed Fatih Ustaosmanoğlu, faaliyetleri itibarıyla İsmailağa cemaatinin devlet tarafından “güvenilir” bir yapı olduğunu anlatırken şunu söyledi;

Haberin Devamı

“İsmailağa camiası devlet tarafından akredite yapılmış bir yapıdır yani devlet nezdinde güvenilirlik sağlamıştır. Nettir, bunda hiç şüpheniz olmasın. Bunu her yerden sorabilirsiniz. Aile olarak da bu böyledir yapı olarak da bu böyledir, zaten barındırmaz kendi içinde. Basında masabaşı yapılan can acıtıcı haberlerin ya da toplumdaki değer düşürücü şeyler aslında Nakşi ve Bektaşi kavgasının devam ettiğinin işaretidir. Onun dışında bizi FETÖ’cülükle suçlayanlar, bu yapının bozulduğu ile ilgili tezvirat yayınlayanlar aslında tersten algı yapıyor. Geleneksel yapıyı koruyanlar Türkiye’nin güvenliğini sağlayacak olanlardır. Onun dışında cemaatten ayrılarak vekillik adı altında birtakım yapılanmalara gitmek aslında tarikatın haricinde cemaatleşmektir.

Haberin Devamı

Türkiye’nin önümüzdeki dönemde sıkıntılı süreçlerden geçeceği malumdur. Bu yapıları ayakta tutacak olan vicdani unsurlardır. Bizde hiyerarşik bir yapılanma yoktur. Tekkelerde şeyh efendi etrafından toplanmış bir halka olur. Üst ilişkileri vakıf ve dernek ilişkileridir. İsmailağa modern toplumla geleneksel arasına sıkışmış durumda. İsmailağa çok halkalardan oluşan bir yapı; tekkenin özünde yetişmiş bir yapı var, ihvan, esnaf ihvanı var, hoca kadromuz çok fazla, cemaatimizin büyük bölümünü oluşturan hanım tarafımız bir muamma, siyasiler var ama bunlar dışarıdan, uluslararası alanda koşturanlar var. Bunların gönül bağları sadece vicdanidir. Karışık bir yapı ama bunun oluşması Mahmut Efendi’nin tavsiyesidir. Ticari yapılanma ve okul gibi çalışmaların bulunmaması bunun tezahürüdür. Çünkü bunlar devlet nezdinde algı oluşturur o yüzden biz sivil gidiyoruz. Dolayısıyla, devletimize, milletimize, askerimize, polisimize son derece bağlıyız. Deprem dahil devletin her ihtiyacı olduğunda biz yayındayız. 28 Şubat’ta bile en çok mağdur olan tekkesi içinde 2 şehit veren biziz ama o zamanlarda bile medyaya çıkarak bunu ifşa etmedik. Devletle kavgamız var demedik.”

DEVLET OPERASYON YAPABİLİR

“Sizce devlet içinde yerleşmiş tarikat cemaatler var mı?” diye sorduğumda da vefat eden şeyh Hasan Kılıç’ın oğlu Abdullah Kılıç, isim vermemekle birlikte “Elbette var ama biz yokuz” diyerek cevapladı. Ardından şunu söyledi; “Devletin birtakım cemaatlere operasyon yapacağı bilgisi de yayılıyor. Devletimiz cemaatlere veya cemaat görünümünde olan kimselere gerekirse operasyon yapar tabii ki, yapmalıdır da. Nitekim FETÖ’ye zamanında operasyon yapmadı geldiğimiz nokta itibarıyla onlar devlete operasyon yaptı. Eğer devletin güvenliği açısından böyle bir şey söz konusuysa biz her zaman söylüyoruz, bu tarz şeylere açığız varsa böyle bir şey devlet mutlaka operasyon yapmalı ki devletin devletliği burada zaten. Devletin gerekli gördüğü yerlere ve noktalara operasyonda bizim açımızdan hiçbir sakıncası yoktur.” 

Yazarın Tüm Yazıları