Sünnet hastalık riskini azaltıyor

Güncelleme Tarihi:

Sünnet hastalık riskini azaltıyor
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 29, 2012 11:13

Müslümanlık ve Yahudilik'te büyük önem taşıyan bir uygulama olan sünnet Dünya Sağlık Örgütü tarafından da öneriliyor. Sünnet derisinin alınması sayesinde AIDS riski azalıyor, penis kanseri, idrar yolu iltihabı, mantar hastalıkları ve penis başı iltihapları çok daha az ortaya çıkıyor. Sünnetli erkeklerle beraber olan kadınlarda rahim ağzı kanserinin daha az görüldüğü de araştırmalarla kanıtlanmış durumda.

Haberin Devamı

ALMANYA'da Köln Eyalet Mahkemesi'nin geçtiğimiz ay hastalık olmadan yapılan sünneti vücut yaralanması kapsamına alan kararı Almanya'da yaşayan Müslüman ve Yahudiler arasında büyük tepki uyandırdı.

Her iki dinde de vazgeçilmez bir uygulama olarak kabul edilen ve tarihi çok daha eskilere, Mısırlılara dayanan sünnetin dini gerekliliğinin yanı sıra önemi de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tanınmış durumda.

Sünnet derisinin alınmasıyla belli bir his kaybı olduğu biliniyor fakat bu operasyonun AIDS'e neden olan HIV enfeksiyonunu azalttığını belirten DSÖ yetkilileri 18 yaşından itibaren erkek çocukların sünnet olmasını tavsiye ediyor.

Ne var ki Yahudilerde sünnet doğumdan sonraki ilk sekiz gün içinde, Müslümanlardaysa genellikle 14 yaşına kadar yapılıyor. Çocuğun henüz din konusundaki düşünceleri tam oluşmadan ve kendi rızası olmadan böyle bir müdahalenin yapılmasıysa çocuk hakları açısından zor bir durum ortaya çıkartıyor. Sünnet konusunun ayrıntılarını gazetemizi ziyaret eden Dr. Ömer Er Derbeder ile konuştuk.

Virüslerin yaşama şansı kalmıyor
- Sünnetin sağlık açısından bir gerekliliği var mı?
Hayır gerekliliği yok. Ama mikrobiyolojik olarak bu ön derinin varlığı bakteri ve virüslere açık, enfeksiyona müsait bir ortam yaratıyor. Dolayısıyla örneğin AIDS virüsü ya da kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olan Papillom virüsü sünnet derisinin içindeki hücrelerde rahatça yaşayabiliyor. Sünnetli kişilerde bu ortam bulunmadığından virüslerin yaşama ve çoğalma şansı büyük ölçüde azalıyor. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü erkeklerde yapılan sünnetin, heteroseksüel (kadın ve erkek arasındaki) ilişki sonucunda bulaşan HIV enfeksiyonunu yüzde 60 oranında azalttığını onaylıyor ve 18 yaşından itibaren erkek çocukların sünnet olmasını tavsiye ediyor. Ama günümüzde cinsellik ergenlik ile başladığından daha erken yaşta sünnet olunmasında fayda var. Sünnetli erkeklerle beraber olan kadınlarda rahim ağzı kanserinin daha az görüldüğü de araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Sünnetlilerde penis kanseri, mantar hastalıkları ve penis başı iltihapları çok daha az ortaya çıkıyor. İdrar yolu iltihaplarına da sünnetli kişilerde yüzde 10 oranında daha az rastlanıyor.

- Sünnet derisinin ne kadarının alınacağı konusunda farklı uygulamalar olabiliyor mu?
Sünnet derisi kısmi veya komple kesilebilir. Almanlar genellikle yalnız darlık yapan kısmının alınmasını isterler. Müslümanlıkta sünnet derisinin en azından yarısı kesilmelidir. Türklerde tamamı alınarak penis başı tamamen açık bırakılır.

Çocukların vücut hakkı korunmalı
- Sünnet tartışmasında reşit olmamış bir insanın vücudunda sağlık açısından gerekli bir durum olmamasına rağmen geri dönülmez bir değişiklik yapılması eleştiriliyor. Elbette hepimiz içinde doğup büyüdüğümüz ailemizin kültüründen, dininden, alışkanlıklarından etkileniyoruz ve bunlarla kimliğimizi şekillendiriyoruz. Fakat bir kişi yetişkin olduktan sonra din değiştirmek isterse ya da herhangi bir dine ait olmayı arzu etmezse sünnetli olması bu kişiyi rahatsız edebilir. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin üçüncü ve yirmi dördüncü maddelerinde çocukların vücut haklarının korunmasına ve çocuklara zarar veren adetlerden toplumun arınmasına değiniliyor. Bu durum üçüncü maddede "Taraf devletler, çocuğun anne-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar", yirmi dördüncü maddedeyse "Taraf devletler çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar" şeklinde belirtiliyor. Bu arada Amerika ve Somali'nin bu maddeleri imzalamadığını da belirtelim.

Almanya Anayasası'nın ikinci maddesinde "Herkes yaşam ve vücut bütünlüğünü koruma hakkına sahiptir", dördüncü maddesinde "Din ve vicdan özgürlüğü ile din ve dünyevi inanç özgürlüğüne dokunulamaz" denmektedir. Ceza Kanunu'ndaki 223. madde de bu konuya değiniliyor ve "vücut yaralanması beş seneye kadar hapis cezası gerektirir" deniyor.

Bu yasalar bağlamında sünnetin çocuğun esenliğini etkileyen, onlara zarar veren bir adet mi olduğu konusu tartışılabilir. Ama bilimsel veriler ışığında sünnetin toplum sağlığını olumlu yönde etkilediğini söyleyebiliyoruz. Ayrıca dini açıdan bakıldığında İslam'da çocukların 12-13 yaşında namaz kılmasının istendiğini görüyoruz. Namaz kılacak olan çocuğun da temiz olması beklenir. Sünnet olmamış çocuk temiz kabul edilmediğinden bu işlemin önceden yapılmış olması gerekiyor.

Sünneti doktorların yapması gerek
- Sünnetin yasaklanması halinde Almanya dünya üzerinde böyle bir uygulamaya giden ilk ülke olacak. Elbette böylesi bir yasa kabul edilirse ülkede yaşayan Yahudi ve Müslümanlar için zor bir durum ortaya çıkacak. Oğullarını sünnet ettirmek isteyenlerin kaçak şekilde bunu yaptırmaları nedeniyle çocukların sağlığı tehlikeye girecek. Siz bu tehlikeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Böyle bir yasa çıkarsa işini bilmeyen insanlar gizli olarak sünnet yapmaya başlayacaktır. Bu olay çok tehlikeli. Zaten günümüzde sünneti yapan tüm kişiler doktor değil. Sünnetçilerin yaptıkları sünnetlerde yüzde 30-40 oranında komplikasyonlar oluyor. Bazen komplikasyon olunca aileler bize getiriyorlar çocuklarını. Bu vakalar nedeniyle kimi sünnetçilerin eldiven dahi takmadığını öğrendim. Oysa ailelerin bu konuda hassas davranmaları, sünneti mutlaka bu konunun uzmanlarına yani doktorlara yaptırmaları gerekiyor. Belki Almanya'da bu konunun gündeme gelmesi yeni bir düzenlemeyi beraberinde getirir ve işinin ehli olmayan kişilerin sünnet yapmasının önü kesilir.

Tarihte sünnet
- Sünnetin tarihçesinden bahseder misiniz?

Mısır'ın binlerce yıl öncesine uzanan kayıtlarında yılan benzetmesinin yapıldığı görülüyor. Derisini attığında gençleşen yılan örneğinden yola çıkarak erkeklik organındaki bu derinin alınmasıyla genç kalınacağına inanılıyormuş. Hz. İbrahim'in sünnet olmasınınsa Allah'ın gönderdiği meleklerin ona "Sünnet ol, benimle gönül bağı kur" demesiyle gerçekleştiği aktarılıyor.

Ayrıca 18. yüzyılda Samuel Tissot adlı doktorun başlattığı bir akımla sünnet Avrupa'da yaygın olarak yapılmaya başlanıyor. İngiliz prenslerinin dahi sünnetli olduğu belirtiliyor. Hamburg Üniversitesi'nin eski üyelerinden hijyen uzmanı Prof. Dr. Hans Harmsen'in (1899-1989) de sünnetin gerekliliğini açıkladığı biliniyor.

- Sünnetin Kuran'daki yerinden bahseder misiniz?
Kuran-ı Kerim'de bulunan Ali İmran Suresi'nin 95. ayetinde "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi" denmektedir. Hz. İbrahim'in sünnetli olduğu bilindiği için onun yolundan gitmenin aynı zamanda sünnetli olmak anlamına geldiğini çıkartabiliriz. Ayrıca Hz. Muhammed'in bir sahih Hadisi Şerif'inde de "Bir Müslüman dişlerini temizlesin, koltukaltını temizlesin, etek tıraşı olsun, sakalını kısa tutsun, tırnaklarını kessin, sünnet olsun" deniliyor.

DR. Ömer Er Derbeder kimdir ?
DR. Ömer Er Derbeder (60) İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra 1979 yılında master yapmak amacıyla Almanya'ya geldi. Üroloji alanında uzmanlaşan Dr. Derbeder Iserlohn'daki St. Elisabeth Hastanesi'nde uzun yıllar baş asistanlık yaptıktan sonra kendi muayenehasini açtı ve 1993'ten beri Altena'da ürolog olarak çalışıyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!